Bir varmış bir yokmuş, evvel zaman içinde kalbur saman içinde, bir köyde annesiyle yaşayan Keloğlan varmış. Başı kelmiş diye ona Keloğlan derlermiş. Fakir olsalar da Keloğlan güler yüzlü, zeki ve iyi kalpli bir delikanlıymış. Annesiyle küçük bir kulübede yaşarlar, geçimlerini güçlükle sağlarlarmış.
Bir gün padişah bütün ülkeye bir haber saldırmış: "Sarayımdaki bilmeceyi kim çözerse, ona bir kese altın vereceğim!" Köyün zenginleri, beyleri, akıllı geçinenleri tek tek saraya gitmiş ama hiçbiri bilmeceyi çözememiş. Keloğlan bunu duyunca annesine, "Anacığım, izin ver ben de gideyim," demiş. Annesi önce "Sen daha çocuksun oğlum," dese de Keloğlan'ın ısrarına dayanamamış.
Keloğlan yola koyulmuş. Yolda giderken susuzluktan bitkin düşmüş yaşlı bir adam görmüş. Cebindeki son ekmeğini ve suyunu ona ikram etmiş. Yaşlı adam çok memnun olmuş ve "Sen iyi kalpli bir çocuksun," demiş. "Sana bir sır vereyim: Padişahın bilmecesinin cevabı 'sabır'dır. Çünkü sabreden, muradına erer." Keloğlan teşekkür edip yoluna devam etmiş.
Saraya vardığında padişahın huzuruna çıkmış. Padişah gür sesiyle bilmecesini sormuş: "Dünyada en güçlü şey nedir? Kılıçtan keskin, sudan yumuşak, dağdan sabırlı olan nedir?" Saraydakiler gülüşmüş, "Bu kel çocuk mu bilecek?" demişler. Ama Keloğlan hiç istifini bozmadan, "Padişahım, cevap sabırdır," demiş. "Sabır kılıçtan keskindir, çünkü zoru başarır. Sudan yumuşaktır, çünkü kimseyi kırmadan yol bulur. Dağdan sabırlıdır, çünkü hiç yılmadan bekler."
Padişah şaşkınlıktan ağzı açık kalmış. "Doğru bildin evladım!" demiş. "Nice bilgin, nice zengin çözemedi ama sen çözdün. Peki bunu nereden öğrendin?" Keloğlan yolda karşılaştığı yaşlı adamı ve ona yaptığı iyiliği anlatmış. Padişah, "Demek ki iyilik yapan, karşılığını bulurmuş," demiş.
Padişah, Keloğlan'a söz verdiği kese altını vermiş; üstüne bir de sarayında akıl danışmanı olma teklifinde bulunmuş. Keloğlan altınları alıp önce köyüne, annesinin yanına koşmuş. Artık yoksullukları bitmiş, mutlu bir hayat sürmüşler. Keloğlan zaman zaman saraya gidip padişaha akıl verirmiş. Zekâsı ve iyi kalbi sayesinde bütün ülke onu severmiş. Onlar ermiş muradına, darısı bütün iyi kalplilerin başına.